lenin
Lenin başucumda
Çocukluğumda ve gençliğimde
hep merak ederdim, genç kızların defterlerini kitaplarını
kapladıkları posterler hep popüler, genç ve yakışıklı
tipler oluyor? Medya aracılığıyla -deyim yerindeyse gözümüze
soka soka- sürekli gündemde tutulan müzisyen, sinema
sanatçısı, popüler kültüre mensup tipler
niçin İDOL oluyor? Ya da ergenlik çağındaki erkek
çocukların idolleri nasıl oluşuyor, niçin böyle
bir şeye gereksinim duyuluyor diye…
Cevabı yıllar sonra
antropolojik araştırmaları daha dikkatle gözden geçirirken
buldum. Antropologların arkaik dönemden bu yana eldeki verileri
sosyolojik, sosyo-psikolojik ve de tarihin seyri ile karşılaştırmalı
olarak ele almaları sonucunda ilginç bir bilimsel keşif
ortaya çıktı. Buna göre insanoğlu daha evriminin ilk
aşamalarında bir "dayanışma davranışı" ve bunu
destekleyecek başka önemli davranış biçimleri
geliştirmişti. Bu destek davranış biçimlerinden bir tanesi
de "örnek alma" davranışı idi.
Biliminsanlarının
bu davranış biçimini açıklama biçimi,
topluluk ya da bireyin herhangi bir eylemin gerçekleştirilmesinde
öne çıkan ya da üstün özellikler
sergileyen ya da toplum tarafından üstün özellikler
sergiliyormuş gibi algılanan bireyin kollektif bilince "örnek"
olarak yazıldığı ve de zamanla bu ilişkinin birey ya da toplumun
örnek alınan birey ya da grupla özdeşleşmeye çalışma
ve taklit davranışını doğurduğu şeklinde. Bu bir bakıma
kitlelerin ya da bireylerin kimi zaman faşist diktatörlerin ya
da dini önderlerin ya da "peşinden niçin
gidildiğini anlamamızın çok zor olduğu" şahsiyetlerin
takipçisi olması olgusunun bir ayağını açıklıyor.
Burada
bu takip davranışının hangi kitle manipülasyon araçları
ile gerçekleştirildiğini anlayabilmemiz için
propaganda ve kitle psikolojisi konularına da kısa örneklemelerle
değinmemiz yerinde olacaktır. Bu tür konuları emperyalist
amaçları doğrultusunda kullanma uzmanı olmuş ABD'li
psikologlar, bu deneylerde yine başı çekiyorlar.
En
klasikleşmiş deneylerden birinde sözde 4 denek vardır. Ama
aslında 3 kişi psikologlarla anlaşma halindeki oyunculardır.
Deneklere hepsinin aynı anda aynı mekanda cevap verecekleri şekilde
bir tanesi diğerlerinden oldukça kısa olan 3 çöp
gösterilir, hangisinin en kısa olduğu sorulur, asıl denek
dışındakiler yanlış cevap verir. Daha üçüncü
soruya geçmeden asıl denek de diğerlerinin verdiği yanlış
cevapları topluluğa uyarak onaylamaya başlamıştır ve bu durum
hiç bozulmadan sorular bitene kadar devam eder.
Kitlelerin
bu şekilde depolitize edilmesi, dezenforme edilmesi sadece son
yüzyılın bir fenomeni değil elbette. Ama biz konuyu yine
diyalektiğin ince ayarlı tartısına yatırıp bizim kendi örnek
şahsiyetlerimiz temelinde ele alıp konuya bir de bu yönüyle
bakalım istedik. Bu çerçevede hayatını,
mücadelesini, yaşam tarzı ve kişisel özelliklerini
inceledikçe yeniden ve yeniden içimize direnç,
güzellik ve de gizli bir övünç veren Vladimir
İlyiç Ulyanov LENİN'e bakmak istiyoruz.
Lenin
Lenin
22 Nisan 1870 yılında Simbirsk'de doğdu (Bu şehrin adı
Lenin'in anısına daha önceleri Ulyanovsk yapılmış,
şimdiki rejim tarafından yine Simbirsk'e çevrilmiştir).
Lenin 1879 ve 1887 yılları arasında Simbirsk'te daha lise
çağlarında Marksist yazıları okuyordu.1887 yılında erkek
kardeşi Alexander, Çara karşı suikast düzenlemekten
idam edildi. Birçok biyografide bu olayın Lenin'in devrimci
mücadeleye katılmasında dönüm noktası olduğu
vurgulansa da bize göre tarihin ilerleyiş tarzı tek sebeple
açıklanamayacak kadar karmaşıktır. Lenin 1887-1891 yılları
arasında Samarra kentinde hukuk eğitimini
tamamladı.1891-1893 yılları arasında yine Samarra'da avukatlık
yaptı.1893 yılında devrimcilerle ve sosyaldemokratlarla aktif
ilişkiye geçeceği St. Petersburg'a yerleşti.
Martov'la (1873-1923 daha sonra Menşeviklerin lideri
olmuştur) birlikte İşçi Sınıfının Kurtuluşu İçin
Mücadele Birliği'ni kurdular (bu birlik daha sonra Rus
Sosyal-demokrat İşçi Partisi'nin kurulmasına öncülük
etmiştir).
1895-1900 yılları arasında 2 yıl zindan, 3
yıl da Sibirya sürgünü cezası çekti.
Bu sürgünde bile devrimci propaganda broşürleri
hazırladı. 1900 yılında Batı Avrupa sürgününde
"Iskra" (Kıvılcım) gazetesinin kuruluşuna
katıldı ve devrimci parti konseptini tanımlayıp bu zamandan
itibaren de Lenin takma adını kullanmaya başladı. 1903 yılında
Londra'daki 2. Parti Kongresi'nde kendi parti anlayışını sert
tartışmalara rağmen kabul ettirdi. Parti bu kongreden sonra
Menşevikler ve Bolşevikler olarak ikiye bölündü.
Menşeviklerin başında Martov vardı. 1905 yılında devrimci grev
ve protestoların sürdüğü bir ortamda Rusya'ya
geri döndü. Bu dönemde Çar'a karşı uzlaşmasız
bir savaş politikası yürüttü ve bu geri çekilişten
sonra tekrar sürgün yılları başladı. 1912 yılında
Bolşevikleri Sosyal-demokratlardan devrimci anlayışı uygulamak
üzere ayırdı ve parti gazetesi "Pravda"yı
(Gerçek) çıkarıp Josef W. Stalin'i Merkez
Komite'de görevlendirdi. 1914-1917 yıllarında İsviçre'de
sürgündeydi. Bu dönemde Sol Sosyalistler'in savaş
konferanslarında önerisi olan "savaşın iç-savaşa
dönüştürülmesi" önerisini kabul
ettiremedi.
Emperyalizm tanımlaması ile Batının endüstri
devlet ve toplumlarını en kapsamlı ele alan Marksist materyalist
teorinin geliştirilmesinde büyük rol oynadı
("Emperyalizm, Kapitalizmin Son Aşaması").
1917 yılında Şubat Devrimi sırasında Rusya'ya geri döndü.
"Nisan Tezleri" çalışması ile
radikal devrim, barış sorunu, toprak reformu ve yeni hükümet
önerilerini formüle etti. Bolşevik Temmuz Ayaklanması
başarısız olunca Finlandiya'ya geçti. 9 Ekim günü
Lenin gizlice Petrograd'a geldi ve ertesi günü
Merkez Komitesi tarihi toplantısını yaptı. 10 Ekim günü
toplanan Merkez Komitesi, 2 aleyhte (Zinovyev ve Kamenev )
oya karşılık 10 oyla (Lenin, Stalin, Troçki, Sverdlov,
Uritski, Derjinski, Kollontay, Bubnov, Sokolnikov, Lomov) silahlı
ayaklanmaya hazırlığa başlanılmasını ve bu iş için bir
"komite"nin kurulmasına karar verdi. 7 Kasım 1917′de
Lenin'in önderliğinde Bolşevikler iktidarı ele geçirdi.
8 Kasım 1917′de Halk Komiserleri Kurulu başkanlığına seçildi.
Bolşevikler artık iktidardaydı. Bu süre içinde
Brest-Litovsk Antlaşması yapıldı. 1918 yılında bir
anti-marksistin saldırısında ağır yaralandı.1919 Komünist
Enternasyonal'in (Komüntern) kurulması ile Lenin tüm
komünist hareketlerin merkezileşmesi çağrısını
yaptı. 1921 yılında kötüleşen ekonomik duruma karşı
NEP (yeni ekonomi) dönemini başlattı.1922 iki beyin
enfarktüsü (inme) geçirdi. Son anına kadar
çalışmaya, yazmaya, fikir ve politika üretmeye
çalıştı.1924 yılında öldü.
Şimdi buraya
kadar aslında başlı başına onlarca romana konu olabilecek bir
hayatı ve olaylar dizisini kuru bir ansiklopedi dili ile ele aldık.
Ama bir de ayrıntılar var. Bu ayrıntılar Lenin'in yaşamında
yanında bulunmuş insanların canlı tanıklıklarına dayanıyor.
Onun ne kadar ilginç bir insan olduğunu kendi kişisel
gerçeğinden ne kadar haberdar olduğunu, alçakgönüllü
ve başta anlatmaya çalıştığımız örnek model olma
vasıflarını ne kadar taşıdığını kanıtlar nitelikte. En son
okuduğum "Çağdaşlarının Gözüyle
Lenin" adlı kitapta anlatılan küçücük,
tarihin bazen sadece özel kalmış belleklerinden damlayan bazı
anekdotlar var ki, insan 'Keşke o anda orada ben de olsaydım'
diyor.
Londra'da yazar Maxim Gorki'nin odasına girip
yatağının üstünü eliyle kontrol eden Lenin'e Gorki
ne olduğunu soruyor şaşırıp. Lenin "Çarşaflar nemli
mi diye bakıyorum" diyor. Gorki yine anlamıyor ve Lenin dönüp,
"Sağlığınıza çok dikkat etmelisiniz!" diyor.
Capri'de İtalyan balıkçılardan olta ile balık
tutmayı öğrenirken bir balıkçı "Cosi drin drin
capishi?" (işte böyle tirt tirt anladın mı) diyor. Lenin
balığı tutunca coşku ve neşeyle "Ahha! drin drin" diye
bağırıyor. İtalyan balıkçılar ona "drin drin
senyor" adını takıyorlar. Bir yoldaşını onun yatak
çarşafları nemli mi değil mi diye kontrol edecek kadar
önemseyen ve her türden insanla iletişim kurabilen bir
önder!
Bütün anlatımlar çeşitli dönem
ve çok farklı kişilerden derlenmiş. Clara Zetkin'den
Lenin büstünü yapmış Clare Sheridan adlı
heykeltraşa ya da İtalyan Komünist Partisi kurucularından
Umberto Terracini 'ye kadar geniş bir yelpazeyi içeriyor.
Ama bütün anıların ve ayrıntıların inanılmaz bir
özelliği var. Hepsinde Lenin'in ne kadar sade, çalışmaya
ne kadar önem veren, kendini hiç önemsemeyen,
mütevazı, aynı zamanda da zehir gibi bir eleştirmen, volkan
gibi enerjik bir önder olarak hafızalara kazınıyor.
Köylülerin
evine gönderdiği besin maddelerini hastanelere gönderen,
yıllarca aynı ceketi ama tertemiz olarak giyen bir devrimci ve
devlet adamı! Bir burjuvanın hayal bile edemeyeceği insan
güzelliği, bireyde vücut bulmuş devrimci tarz! 1921
yılında kendisi son derece bitkin ve hasta yatağındayken dahi
Maksim Gorki'ye direnmemesi ve tedavi görmesi için;
"Gidiniz iyice tedavi olunuz! Böyle kalın kafalı
olmayınız, rica ederim" diye biten bir mektup yazıyor.
Mektubun başında "Siz hem kan tükürüyor hem de
gitmemekte direniyorsunuz! Fakat bu çok insafsız ve
mantıkdışı bir davranış" diye yazması onun insanlarla,
özellikle de devrime katkılarının artacağına inandığı
insanların yaşamlarının en küçük ayrıntıları
ile dahi ilgilendiğini ve dostluklarına ne kadar sadık olduğunu
da gösteriyor.
Sadakat, sadelik, gerçekçilik,
adalet arayışı, böbürlenmeyen ve son ana kadar çalışan
üreten bir devrimci… Hele de bütün anılarda yine
ortak özelliği disiplini. Hasta yatağında dahi doktorların
çarşıdaki spekülatörlerde bulunabilecek ve
alınması tedavisi için mutlak zorunlu olan yiyecek
maddelerini halkı açken almayı reddeden bir önder. Hele
de 1905 Moskova Ayaklanması'na katılmış ve 10 sene hiçbir
şey yapmamış eski bir devrimciye gözlerinin içine
bakarak iki kez ve adamı altüst ederek sorduğu bir soru var
ki, tam da yazımı bitirebileceğim bir cümle: "Evet
yoldaş ama bu devrim için ne yapıyorsunuz?"
Konu: mimleme işi
evet, alırsınız bir blog olursunuz vantrolog ve hatta bununla beraber başka blog yazarlarının mimlediği kişi de olursunuz şu anda olduğu üzre...
mail adresinize ulaşamadığım için bu yazınızın altına alakasız bir not olarak ilişiyorum, üzgünüm.
bu kendi halinde mim oyununa dahil olmak isterseniz, buyrunuz konu budur:
http://yeraltindanotlar.blogspot.com/2007/10/mim-benim-drtlk.html
Bağlantı »