sistemleşen insan
Sistemleşen İnsan
'' doğanın dengesini bozduk'' diye yazmış bir okur.Kollektif sosyal bilince işaret eden, aynı ölçüde de sistemin sunduğu kimliği tamamen içselleştirmiş bir bireyin çoğul eyleme işaret eden belirlemesi bu.
21.yüzyılın insanının kendini varolan işleyişle bu kadar özdeşleştirmesi sadece sistemin yarattığı dünya resminin kabulü anlamına gelmiyor aynı zamanda da her bireyin kendini bir küçük sistemmiş gibi algılaması demek oluyor!Kollektif kimlik yeni boyutlar kazanıyor.Sistemin temel işleyişinden doğrudan haberi olma şansı olmamasına rağmen birey ve topluluk onun işleyişinin bir parçası olduğu yanılsaması ile süreklileşen bir kölelik durumuna içsel onay veriyor.
Ezen ezilen ilişkisinde ezilen taraf kendi resmini ya da yansımasını gerçekte olduğu gibi algılayamıyor.Ezenlerin artık kazananın kendileri olduğu bilincini yaymaları ve bunun kabul görmesi çok uzun zaman almadı.Tabii ki bu bilinç kaymasını ya da fotoğraf hilesini fark eden ya da zaten bilenler var ve her zaman da olmuşturlar.Ancak sorun toplumsal muhalefetin üzerine kurulacagı temel dayanak noktasının artık ne olduğuna karar vermek ve belirlemeleri bu yönde yapmaktır.
Bu güne kadar ezilenlerin safından yapılan belirlemelere yine ezilenlerin kendileri yabancılaşmış ve birçok belirleme gerçek hedefine ulaşmadan teori strateji ve bürokratik yapılara kurban olmuştur.
Yeni Anlayış
Bugüne kadar yapılmış olan tüm belirlemelerin, hatta temel bilgilerimizin ve belki de tüm insanlık tarihinin yeniden ele alınıp sorgulanması,değerlendirilmesi gerekmektedir.Temel kavramların, temel çelişkilerin koşulların yeniden ele alınıp sorgulanmaları bunun için kurumlar oluşturulması gerekmektedir.Sistemin verili bilgilerine dayalı eğitimin ve manipülasyonun belirlediği bilgi ve düşünüş biçimleri sorgulanmalı elde edilen bilinç topluluklara temelden ve merkezden yani hayatlarının temelinden aktarılmalı ve algı kapıları zorlanmalıdır.Algı kapılarının zorlandığı zorlanmaya ihtiyaç duyduğu kesim sadece bilinci çarpıtılmış ve belirli sınırlara oturtulmuş topluluklar sınıflar değil aynı zamanda da bu topluluklara öncülük ederek başka türlü bir yaşamın da mümkün olduğunu anlatmaya çalışan devrim taraftarlarıdır da.Nasıl bir devrim sorusu artık bazı gülünç aşamaları geride bırakacak kadar ilginç bir noktaya ulaşmıştır.
Devlet,Sınıf,İktidar,Uygarlık
Devlet mekanizmasının binyıllardır ezenlerin baskı aygıtlarını da kullanarak varolan bir sömürü organizasyonu olduğunun tespiti tek başına yetersiz ve kısır kalmaya mahkumdur.Bireyin, yaşadığı koşulların kölesi olduğu, onları belirleyemediği gibi belirlenmiş durumları yaşamak zorunluluğunun olduğu klasıik söylemlerin de dışına çıkılarak açıklanmalı ve bireyde içkinleşen binlerce yılın canavarı devlet kavrayışı yıkılmalı alternatif olarak da yerine ne konulacağı belirlenmelidir.Her bireyin bilincinde şöyle ya da böyle devlet ucubesi içselleşmiş bir biçimde varlığını süreklileştirmektedir.Bu içselleşmiş mekanizmanın bir şekilde kırılması için stratejiler geliştirilmelidir.Sınıf anlayışına yeni tahliller ve belirlemelerle canlılık dinamizm katılmalıdır.İktidarın biçimleri üzerine tahliller zenginleşmeli,devlet iktidar,birey iktidar,örgüt birey devlet iktidar ilişkilerine temelden ve insanoğlunun yarattığı uygarlığın temel varoluş biçimleri de ele alınarak bir bakış geliştirilmelidir.İnsanın evrimi evrimsel mekanizmalar toplumsal dinamiklerin evrimsel dinamiklerle ilişkileri,bunun uygarlığımızı belirleyen yönleri titizlikle açımlanmalı ve ele alınmalıdır.
0 yorum yazılmıştır