yeni kar
YENİ KARDA KANATLAR
Eski kar kurtlanırmış ,babam anlatırdı...pek canlandıramazdım zihnimde...zaten ilk defa kar gördüğümde,daha doğrusu karın yağışını gördüğümde kendimi bir rüya ülkesinde sanmıştım..Sanki o karın yağması ile herşey bambaşka olacakmış gibi gelmiş gerçek dünya ile ilişkim kar yağdığı sürece neredeyse sıfıra inmişti.Gökten ağır ağır düşen kaz tüylerini andırıyordu yağarken ilk karım...Sonra onu bir daha öyle yağarken görmedim...ağır ağır yere düşen kaz tüyleri yerini acı bir ısırıkla çarpan, üşüten sıska ,tombul, soğuk şeylere bıraktı...Bu bembeyaz zebani ,zamanın önünden bakıldığında canavar ,arkasından bakıldığında ise umut saçan ,doğurgan bir kız gibiymiş... Canavar kısmına televizyonlarda izlediğim tıkanan kapanan yollar geçitler vesaire,umutlu kısmıyla ise üzerine güneşin doğması ile tanıştım.Sonra Japonyada japon müziği eşliğinde bir kar yağışının ,davul zurnaların ritimleri ile yağan üzgün ve de mahçup kardan daha karizmatik olduğu ve bilmem ne gibi düşüncelere bile saplandım,hayatında bir kere kaz tüyü kar yağması gören birinin buna ne kadar hakkı varsa işte..
Bir öykü ile tanıştırıldım bugün,bir güvercinin kanatlarını çalarak onu kendine bağlayan aşığın kanatları iade ettiğindeki yalnız kalışından dem vuran ve beni de bu vuruşlarla yaralayan..
Yine bu babam genetik özellikleri kadar güzel yaşamı ile de bilincime tos vuran babam var ya,bir gün kanadı kırık bir kumru bulmuş yol kenarında ,getirmiş eve..Annemin dırdır ve tehditlerine ,parmağımızı yaklaştırdığında---hap diyerek bizi korkuttuğu bıyıklarının altından sakince gülümseyerek verdiği daha doğrusu vermediği cevap ile hayvanı önce bir yıkadı ılık su ile..Sonra kibrit çöplerinden ve hamurdan oluşan terkibi ile bana o zamanlar sihirli gibi gelen tedavi malzemesi ve hayvanın birkaç gün bizde konakladıktan sonra iyileşip uçup gitmesi...Kanatlarla da ilk tanışıklığım böyle çocukluk anılarına sıkışmış,çok sıkışmayınca açığa çıkmayan bir yedek başvuru deposunda...
Yıllar sonra İzmirden Mersine dönerken otobüsün yavaş yavaş ilerleyebildiği karlı virajlarda soğuktan uçamayan bıldırcınlardan oluşan hareketli bir halı!Ağaçların altında belki binlerce uçamayan kuş...Kar ve kanatlar...Anılarıma böyle asılı kalmışlar...
Sonra kendi kanatlarımı fark ettiğim an...Ne yazık ki bu mutlu ve uhrevi an bir siyasi şube hücresinde gerçekleşmişti...Uçamamanın ne demek olduğunu anladığımda kanatlarım olduğunu da anlamıştım!Sonra onlara özenle baktım...el sürülmemesi için gösterdiğim çaba bir zaman sonra hangi sarhoşluktan bilinmez onları gönüllü olarak başkalarına sunmamla ihanete uğradı..ihanetlerin en acısına..kendi kendine yapılan ihanete!
Sonra başkalarının da kanatları olması gerektiği gerçeği kendini dayattı.Aramızdaki ilişkilerde hep birbirimizin kanatlarına yöneldiğimiz, onlara sahip olmaya ,en azından çırpılışlarını ,hızını, ritmini belilemeye çalıştığımızı ve de sahip olmanın bir yolunun hem de en tehlikeli yolunun bu olduğunu yaşadım! Ben de kanat çaldım!Sonra kanatlarını bulan kanatlarının işlevini yerine getirdi...
ben seni uçarken de seviyorum...
29.08.2006
0 yorum yazılmıştır